Kainatın Efendisi (s.a.v.)


 
AnasayfaMevlana nın 7 öSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» BaYRaM
Paz Ara. 14, 2008 3:02 pm tarafından NickMickYoq

» BaYrAm
Paz Ara. 14, 2008 3:01 pm tarafından NickMickYoq

» Tanışmaya ne dersiniz=)
Ptsi Kas. 24, 2008 10:14 pm tarafından NickMickYoq

» Okulunuzu anlatın:..
Ptsi Kas. 24, 2008 10:13 pm tarafından NickMickYoq

» OoOo BiRRRRRR
Perş. Ekim 23, 2008 6:34 pm tarafından Gamzelim

» kopacaksınız yazılı kağıtlarında verilen cevaplar !!!
Ptsi Eyl. 22, 2008 3:39 pm tarafından Gamzelim

» Sahabeler
Perş. Eyl. 11, 2008 7:57 am tarafından NickMickYoq

» Tek Resimleri Tek Çatı Altında Toplayalım
Ptsi Eyl. 08, 2008 10:36 pm tarafından NickMickYoq

» Kabirde İlk Soru...
Paz Eyl. 07, 2008 9:57 am tarafından NickMickYoq

saat



kainatinefendisi.yetkin-forum.com

Önemli Duyuru
Sevgili arkadaşlar ekleyeceğimiz hadis ve dini konuların sahih olmasına dikkat edelim kaynağı belli olmayan hadisleri eklemeylim lütfen.
En iyi yollayıcılar
NickMickYoq
 
Gamzelim
 
SoNNur
 
günahkarımmm
 
reyhan..
 
nurtanesi
 
^^Meltem^^
 
Ashame
 
**fatih**
 
çağlam
 
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Günün Resmi

Paylaş | 
 

 DUA HAYATIN IŞIĞIDIR Her derdin devası dua…

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gamzelim
Admin
Admin
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 104
Yaş : 22
Nerden : Anti KeNtLİ!!
Ruh hali :
Herzaman : بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: DUA HAYATIN IŞIĞIDIR Her derdin devası dua…   C.tesi Ağus. 23, 2008 2:16 pm

DUA HAYATIN IŞIĞIDIR Her derdin devası dua…

Dua,
müminin gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, gülen yüzü, helale koşan
ayağı, Hakk'a yönelen kalbi, zikreden dili ve fikreden beynidir. Cennet
kapıları ancak duayla ve besmeleyle açılır. Cehennem kapılarını sadece
dualı diller ve helâle uzanan eller kapatabilir. Dua; açan gülümüz,
seherde esen yelimiz, Hakk'a teslim olan ve O'nun adıyla titreyen
kalbimizdir. Gönül bahçelerimiz onunla yeşerir. Hayat onunla anlamını
bulur. O ki, içimizdeki karanlıkları aydınlatır, yanan kalpleri
serinletir. Fırtınanın tipiye dönüştüğü ve kurtuluşun, imkânın
sınırlarını zorladığı demlerde tutacağımız yegâne dal duadır.

Dua,
kulluğun en güzel ifadesidir. Kalp onunla safa bulur ve yumuşar.
Belalara karşı kalkandır o. Karamsarlığın her yanımızı sarıp
sarmaladığı demlerde felahlıktır, müjdedir, yeşeren taptaze umuttur.
Kırk ağızlı koca kavşaklarda yolumuzu gösteren kılavuzdur. Daralan
ruhlara genişliktir. Faniliğe ebedilik iksiridir. Nurdur yolumuzu
aydınlığa boğan… Çölleşen maneviyat tarlalarına ilahi rahmetin sağnak
sağnak yağmasıdır. Köz köz olan yürek yaralarına merhemdir. Ölümü
bekleyen hastalara şifadır.

Duanın temelinde Allah'a sadakat
ve güven vardır. Duayla hâl-i pür-melâlimizi Allah'a sunarız. İçimizi o
büyük dosta döker, dileklerimizi onun yüce dergâhına sunar, sonra da
büyük bir teslimiyetle neticeyi bekleriz. Duanın makbulünü Allah'ın
cömertliğinde, reddini günahlarımızda ararız. İç dünyamıza çekidüzen
veririz. Tekrar onun kapısına dayanır, duada ısrarcı oluruz. Asla ondan
yüz çevirmeyiz. Zira ondan başka gideceğimiz kapı var mıdır?

Niçin dua edilir?

Allah,
içimizden geçenleri bilir. Madem öyle, niye isteklerimizi dua yoluyla
O'na ulaştırma yoluna başvuruyoruz? Bilinmelidir ki dua aynı zamanda
bir ibadettir. Bu yolla isteklerimizi O'na iletmenin yanında; Rabbimize
saygımızı, güvenimizi ve O'nun gücünün her şeye yettiğini itiraf
ederiz. Bu aynı zamanda Allah'ı ululamaktır. Ondan başka gidecek
kapımızın olmadığını kabullenmektir.

Onun
için dua da sözden daha ziyade öz önemlidir. Neyi istediğin değil,
niçin ve ne amaçla istediğin mühimdir. Dua eden kişi Allah'la
arasındaki bağı pekiştirmiş olur, duadan kaçınanlar Rabbiyle
aralarındaki iman bağını gevşetirler. Nasıl ki sevdiğimiz dostlarımızı
sürekli arar, hâl ve hatırlarını sorar, aramızdaki muhabbet bağını berk
tutarsak, işte aynen bunun gibi Allah'la olan bağımızı da duayla güçlü
ve sağlam kılarız.

Dua; kulun, aczinin, fakrının ve
zaaflarının itirafıdır. Öte yandan Allah'ın her şeye muktedir olduğunun
dil ile ifadesi ve kalp ile tasdikidir. Kul dua ettikçe kendi
güçsüzlüğünün, Allah'ın sonsuz gücünün farkına varır. Olması gereken de
budur.

Dua-tevekkül beraberliği

Dua eden insanın
öncelikle yapması gerekenleri yerine getirmesi, ardından tevekkül
etmesi gerekir. Tevekkül, elinden gelenin azamisini yapıp, kendini aşan
kısmının Allah'ın yardımına havale edilmesidir. Fakat, günümüzdeki
insanların tevekkül anlayışında da ciddi yanlışlıklar vardır. Yan gelip
yatarak, Allah'tan nimet ve ihsan beklemek doğru değildir. Toprağın
mahsul verebilmesi için onun sürülmesi, ekilmesi, gübrelenmesi ve
sulanması gerekir. Bunları yapmadan ürün beklerseniz, bu doğru bir
davranış olmaz. Böyle hareket etmek tevekkül değil, miskinliktir.
Miskinlik de mümine yakışmaz. Bu adetullaha (Allah'ın adeti) da muhalif
bir yaklaşımdır. Her şey bir sebebe bağlıdır. Fakat nimetleri veren
Allah'tır.

Tedbirsiz tevekkül olmaz. Hz. Peygamber, müminlerin
elinden geleni yaptıktan sonrasını Allah'a bırakmalarını önermiştir.
Bununla ilgili olarak anlatılan şu kıssa manidardır: "Bir bedevi: 'Ya
Rasûlallah! Devemi çölde bırakıp tevekkül ediyorum!' demişti. Peygamber
(sav) de cevaben : 'Deveni bağla, ondan sonra tevekkül et!' diyerek onu
ikaz etmiştir. Konumuz tevekkül olmamasına rağmen, duanın tevekkülle
yakın bir ilişkisi olmasından dolayı bu meseleye değinmeyi de gerekli
gördük. Çünkü; tevekkülü kavramadan dua edilmesi ve edilen duanın
netice vermemesi kulu inanç bulanıklığına sürükleyebilir.

Hz. Peygamberin duaya verdiği önem

Peygamber
Efendimiz duayı hayatının her anında yaşamın en güzel meşgalesi
saymıştır. Her fırsatta Allah'ına iltica etmiş, tebliğ zorluklarının
ateş topuna dönüştüğü anlarda duayla serinlemiştir. Yeryüzüne O'nun
kadar dua eden bir başka insan gelmemiştir. Oysa o 'ismet' sıfatına
haizdi. Yani günah işlemezdi. Böyle olduğu halde dua ikliminden uzak
durmamıştır. Ona göre "İbadetin en üstünü duadır."… "Dua ibadetin ta
kendisidir."… "Dua, ibadetin özüdür." O böyle yaparken biz günahkârlar
nasıl olur da Allah'a yakarmaz, affını dilemez?

Resulullah her
an Allah'la beraberdi. Otururken, yatarken, ayaktayken, yürürken,
yolculuktayken zihni Allah'ın ululuğunu tefekkür etmekle meşguldü.
Cenabı Hakk'ın isimlerini, sıfatlarını düşünür, fikrederdi. Allah'ın
nimetlerini över, yüceltirdi. O, Rabbinden kendisi için güzel ahlâk ve
salih amel dışında fazla bir şey istemezdi. İstekleri hep ümmetinin
kurtuluşuna dairdi. Ahir zaman ümmetinin, şeytanın vesveseleriyle
imansızlık bataklığına düşmemesi için Rabbine yalvarırdı. Aldığı her
nefeste Rabbine şükrederdi. O bilirdi ki, dua; inen felaketlere de,
inmemiş musibetlere de fayda verir. Kazayı duadan başka geri çevirecek
şey yoktur. Dua her derde devadır. Allah'tan başka sığınacak kimimiz
vardır?


Dua tedavi ilişkisi

Dua kula manevi güç
verir. Onun dayanacağı bir güç, tutunacağı bir dal olduğunu bilmesi
korkularını ve umutsuzluklarını bertaraf eder. Bundan yola çıkarak bazı
hastalıkların duayla iyileştiği sonucuna varılmıştır. Zira pek çok
hastalığın esas nedeni psikolojiktir. Kişi güçlü olunca hastalıkları da
kolayca yenebilmektedir. Allah gibi bir dostu ve sonsuz gücü yanında
hisseden kişi, elbette çok daha umutlu ve diri olacaktır.
Duanın
hastalıkların iyileşme sürecine katkıda bulunup bulunmayacağı konusu
Batılı bilim adamları tarafından araştırılmıştır. Mind/Body Medicam
Enstitüsü'nün kurucusu Dr. Herbert Benson tarafından 10 yıl boyunca
devam eden ve 1800 kişinin katıldığı bir araştırma, bu alanda şimdiye
kadarki en geçerli sonuçların elde edildiği araştırma olarak
nitelendirilmektedir. ABD'de federal hükümetin 2,3 milyon dolar fon
ayırdığı araştırmalarla ulaşılan sonuç, dua ve hastalıkların iyileşmesi
arasında birebir bağlantı olduğudur. Bu ilmî bir araştırmadır.
Dolayısıyla bu neticeyi iyi okuyup yorumlamak gerekir. Bu araştırmanın
Müslüman bilim adamları tarafından yapılmış olmasını ne kadar çok
isterdim. Fakat duanın tesirini bile Batılılar ve Amerikalılar
araştırıp bizlere sunuyor. Müslümanlar tevekkül edip çalışmayı
erteleyedursun, bakalım sonumuz ne olacak!...
Duanın iyileşme
sürecindeki tesirini araştıran bilim adamları, dua eden ve Allah'a
dayanan kişilerin daha kısa zamanda iyileştiği sonucuna varmışlardır.
Şimdi biz böyle konuşunca, bazıları yine sözlerimizi suistimal
edebilirler. İlmi inkâr ettiğimizi iddia edebilirler. Hayır, kimsenin
ilmi inkâr ettiği filan yok. Aksine İslam dünyasında en çok gelişen
bilim sahalarından birisi de tıptır. Biruni, Farabi, İbni Sina gibi
isimler bu alanda köklü çalışmalar yapmış ve kaynak teşkil etmiş
müslümanlardır.
Duanın hastalıkların iyileşmesindeki ehemmiyeti,
bazı kesimler tarafından çağdaş bulunmasa da bugünkü bilim bunu ispat
ediyor. Zaten bu konuda mühim olan inançtır, güvendir, telkindir.
İnanmayan kişinin dua etmesi de duadan medet umması da abestir. Çünkü
duayla inanç, yapışık ikizler gibidir. Birbirlerinden ayrı
düşünülemezler. Yüce Allah bir ayette duaya şöyle dikkat çekmektedir:
"Rabbiniz dedi ki: 'Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana
ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş
kimseler olarak gireceklerdir. (Mümin, 60)
Böyle diyen bir Allah
nasıl olur da hastalıklarla savaşan inançlı bir kuluna yardım etmez,
'Şafi' sıfatını onun üzerinde tecelli ettirmez? Elbette Allah
hastalıklarla cedelleşen kulunun sesine cevap verecektir. Şayet
iyileşme olmasa bilinmelidir ki bu da bir imtihan sırrıdır. Şükreden
kul, çektiği acıların mükâfatını kat kat görecektir. Mükâfata en çok
ihtiyaç duyduğumuz yer şüphesiz ki ahiret yurdudur.

İyilere gelen musibetlerin sebebi?

Rabbimiz
biz kullarını sınamak için yeryüzüne göndermiştir. Onun için
çektiklerimiz kötülüğümüzden değil, imtihan sırrındandır. Öyle
olmasaydı en büyük zorlukları peygamberler yaşamazdı. Allah dünyayı
yüzü suyu hürmetine yarattığı Hz. Muhammed (sav)'e bile imtihan
sırrının gereği olarak bazı acıları tattırmıştır. Hz. Eyüp, Hz. Yunus,
Hz. Zekeriya gibi peygamberlerin başına gelenler hangi kulun başına
gelmiştir?
Musibetlerle karşılaşanlar kendilerini diri tutmalı ve
Allah'a dayanmalıdır. Dua zırhıyla zırhlanmalıdır. Bu zırhı giyinenlere
hiçbir belâ tesir edemez. Başlarına belalar gelen Peygamberler her
zaman dua etmiş, şükürlerinde hiçbir noksanlık olmamıştır. Aksine
Allah'a daha bir sevgiyle ve güvenle bağlanmışlardır. Yüce Allah
kendilerine değişik belalar gönderdiği Peygamberlerle ve onların
dualarıyla ilgili olarak Kuran'da şöyle buyuruyor:
"Eyüp de; hani
o Rabbine çağrıda bulunmuştu: 'Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni
sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın.' Böylece onun
duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir
rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla
birlikte bir katını daha verdik." (Enbiya, 83,84)

Darda kalınca mı?

Dua
etmek için her zaman ve zemin müsaittir. Kişinin sadece namaz sonunda
dua etmesi şart değildir. Kişi her fırsatta dua etmelidir. İnsanlar
genellikle darda kaldıkları zaman dua ederler. Bu doğru değildir. Rahat
günlerimizde de Allah'a yönelmeli, ondan istemeliyiz. İstemek derken
aklımıza hep maddi varlıklar gelmemelidir. İmanlı ölmeyi, Allah'a yakın
kul olmayı, İslam'a hizmet etmeyi, dürüst ve muttaki bir kul olmayı
istemek en güzel dileklerdir. Duada işi, maddi menfaate dökmek
samimiyet noksanlığına işarettir.
Müslümanın müslümana gıyaben
duası çok muteberdir. Müminler dua hususunda bencil olmamalıdır.
Kendisi ve yakın çevresi için istediklerini bütün Müslümanlar için de
istemelidir. Çünkü Müslümanlar kardeştir. Allah katında din bağından
kaynaklanan kardeşlik, kan bağıyla olan kardeşlikten daha evlâdır. İman
kardeşliği her şeyin üstündedir.

Dua ruhumuzun karardığı
demlerde nur coğrafyasında soluklanmadır. Dua ümitsizliklere ümit,
dertlere tesellidir. Kuşkuları inanca, karanlığı aydınlığa, üzüntüleri
sevince tebdil eder. Pörsüyen tenimize can, körelen gözlerinize fer,
çirkinliklere örtü, inanan kalplerde iman ve mağfirettir dua…
Günahlarla kirlenen kalplerimizin cilasıdır dua… Rahmettir, ihsandır,
berekettir, şefkattir, merhamettir, lütuftur, servettir, manevi
huzurdur…

Ruhumuz
buhranlar anaforunda çalkalandığında mübarek dualar içimizi serinletir.
Onlar lafızların en güzelidir. İç sıkıntılarımızın ilacıdır. Pespaye
duygular nefsimizle elele verip imanımıza tuzaklar kurduğunda, dualara
sığınırız. Mücadele gücümüzü onlardan alırız. Korkularımız dua
ikliminde erir; ümitlerimiz onunla beslenir. Benlik ve bencilik
duvarlarını dua merdiveniyle aşarız. Uzaklıklar onunla bertaraf olur.
Zaman ve mekân dualarla kalkar ortadan… Dua kalın perdelerin arkasını
gösteren şeffaf bir tüldür. Aczin itirafıdır aynı zamanda… Kısacası dua
hayatımız kuşatan ve gecelerimizi aydınlatan ışıktır.


Nasıl
dua edileceğini bilmeyenler, Peygamber Efendimizin ettiği duaları aynen
söyleyebilirler. Peygamberimizin dualarından bazılarını birleştirerek
dikkatinize sunmak istiyorum:

"Ya Rabbi, Sana ve Resulüne itaat
etmemizi ve bildirdiklerinle amel etmemizi nasip eyle!... Ya Rabbi,
faydasız ilimden, makbul olmayan ibadetten ve kabul edilmeyen duadan
sana sığınırım… Ya Rabbi, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri ver,
bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden de koru!... Ya Rabbi, her
işimizin sonunu güzel eyle, dünya sıkıntılarından ve ahiret azabından
bizi koru!... Ya Rabbi, bizi sabreden ve şükredenlerden eyle! Ya Rabbi,
bizi dostlarına dost, düşmanlarına düşman olanlardan eyle!... Ya Rabbi,
acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve her çeşit
hastalıktan sana sığınırım!... Ya Rabbi, işinde sebat eden, nimetine
şükreden, ibadetini güzel yapan ve doğru konuşanlardan eyle! Bedenime,
kulağıma, gözüme sıhhat ver! Küfürden, fakirlik ve kabir azabından sana
sığınırım… Ya Rabbi, kusurlarımızı ört, korkulardan emin kıl ve
borçlarımızı ödememizi nasip et!... Ya Rabbi, sıhhat, afiyet ve güzel
ahlak ver! Kaza ve kaderine rıza gösterenlerden eyle!... Ya Rabbi, gece
ve gündüz gelecek kötülüklerden, sıkıntılardan, kötü arkadaştan ve kötü
komşudan sana sığınırım… Ya Rabbi, ölünceye kadar ibadet etmemizi,
ömrümüzün hayırlı amellerle sona ermesini nasip et ve Cennetini ihsan
eyle!... Ya Rabbi, zulmetmekten, zulme uğramaktan sana sığınırım. Bize
dünya ve ahirette iyilik, güzellik ver ve Cehennem azabından bizi
koru!..."


M.NİHAT MALKOÇ

__________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kainatinefendisi.yetkinforum.com
reyhan..

avatar

Mesaj Sayısı : 59
Herzaman : <marquee>? بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم? </marquee>
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: Geri: DUA HAYATIN IŞIĞIDIR Her derdin devası dua&#8230;   C.tesi Ağus. 23, 2008 7:05 pm

Anam babam sana feda olsun yha habibim...!!!! 😢 burda olmanı rahmetli bir şekilde elini koklamayı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
SoNNur

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 78
Yaş : 25
Nerden : Kayseri
Herzaman : بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Takım :
Kayıt tarihi : 24/08/08

MesajKonu: Geri: DUA HAYATIN IŞIĞIDIR Her derdin devası dua&#8230;   Paz Ağus. 24, 2008 6:18 pm

Şu âlemde mü'minin mü'mine karşı en büyük yardımı dua iledir.Barla -247       
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: DUA HAYATIN IŞIĞIDIR Her derdin devası dua&#8230;   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
DUA HAYATIN IŞIĞIDIR Her derdin devası dua&#8230;
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Z İ Y A P A Ş A

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kainatın Efendisi (s.a.v.) :: Dini Konular-
Buraya geçin: